Yazı Detayı
16 Şubat 2021 - Salı 11:57 Bu yazı 110 kez okundu
 
ŞUBAT'IN ANLAMSIZ ON DÖRDÜNE
BEYHAN ERGEN
0byhn.ergnn@gmail.com
 
 

Sabah uyanır uyanmaz 14 Şubat çoktan seçmeli zırvalığı hatırlatılmış biri olarak, geçtiğimiz hafta istemsizce de olsa konuyu deneyimleme fırsatının içine düştüğüm akşam yürüyüşlerimden birine gidiyorum kendi içimde bugün.

Pandemi sürecinin etkisiyle eski canlılığının yerini derin bir sessizliğe terkeden sahil bandında şu günler de biz hanımlara özel yeni bir davranış modeli gelişmiştir, bilenler bilir. Yürüyüşlerinize tek başınıza çıkma alışkanlığınız varsa şayet, özellikle yolun tenhalaştığı belli noktalarda, o insana has korunma içgüdüsüyle, önünüzde veya hemen yakınlarınızda bulunan hanımefendilere yakın mesafede yürümeye, gayriihtiyari olarak, ayrı bir ihtimam gösterirsiniz. Hatta hiç tanışmamış, konuşmamış da olsanız, yol arkadaşlığı yaptığınız bu insanlar sizin gibi yürümeyi aynı zamanda kafa dinleme aracı olarak görmekten hazetmıyorlarsa eğer, kimi zaman iki veya daha fazla kişinin aralarında geçen o keyifli sohbetlerine bile dudağınızın kenarında beliren bir tatlı tebessümle kendinizi de dahil olmuş vaziyette bulabilirsiniz de arada…

Hava epey soğuk ve yasağın başlamasına iki saatten daha az bir zaman kalmış. Hemen yakınlarımda, adımlarımız neredeyse birbirine karışacak kadar dar bir aralıkta seyreden yürüyüşümüz esnasında muhabbetin dibine vurmuş, kim olduklarına dair merak uyandırmayan iki bilinmedik bayan silueti…

* * *

Konuysa derin; kimi açık, kimi ima yoluyla da olsa, son günlerde hanımlar arasında liste başı mevzuu olan 14 Şubat denen bu malûm gün. Konuşanın ses dalgalarının yaydığı titreşime bakılırsa, kendinden bu sefer oldukça emin gibi görünüyor. Belli ki bu defa diğerleri gibi sıradan ve basit seremonilerle geçiştiremeyecek durumu. Anlaşılacağı üzere beklenti epey büyük ve bir kadar da parlak… Tabi bunun yanında beklentinin yerine getirilmesi durumunda, bünyede nirvana yapacak olan maddi manevi doyum da işin doruk noktası…

Hemen önümde geçen karşılıklı konuşmaların ana temasını saliselerle farketmenin verdiği ağırlıkla, beynimden taşan o -adımlarını biraz seyrelt! konu bünyeni zorlar komutu da beraberinde geliyor tabi. Beklentiye konu olan talihsiz şahsiyete ayrı bir üzüntü duyan akli bütünlüğüm şahitlik ettiği bu sığ mevzunun bayağılığından mıdır bilinmez, epey geriletti adımlarımı. Öte yanda maddesel isteklerinin semalarında büyük bir coşkuyla süzülen yol arkadaşlarımın bacak kaslarına yansıyan o canlılığından olsa gerek, arayı epey açmış olmaları da bir dileğin eş zamanlı olarak yerine gelmesi durumundan başkası da değildi hani…

* * *

Ağır çekime aldığım adımlarımla yine kendi yüklerimizin altında yeterince bitap düşmüş ruhum da beraberinde bu saçma malûm sohbet konusuyla daha fazla meşgul olmaktan pek hoşnut olmamıştı zaten diyecektim ki; düşündüklerini değerlendirme yetisini yavaşlatmayı bir türlü öğretemediğim zihnim, bana hemcinslerimi bu denli meşgul eden şeyin karşı cephedeki ehemmiyeti nedir acaba diye, muzipçe sormaktan da alamıyordu kendini. Hani bir de şu pandemi illetinin etkisiyle gelirlerin neredeyse üçte birine indiği, o ceplere düşen ateşin etkisiyle zaten yeterince bunalmış olan o insanlardan bahsediyorum. Akşam eve ekmek götürme telâşının yanına ilave olan (Ne kadar pahalı, o kadar kıymetli) söz de sevgi sembolü olacak bu taleplere nasıl bakıyorlardı acaba?

Ah be Kapitalizm! Sen nelere kadirsin… Asla inanmadığı halde, sırf karşısındakinin beklentilerini karşılama odaklı çalışan bir sistem ve beraberinde, istenmeyen bu tarz eylemlere ayak uydurmak zorunda bırakılan insanlar varetmenin yarattığı o canavarca memnuniyet, eminim sana bir insanlık tarihi boyunca yetecektir. Hepimiz olmasa bile, en azından bazılarımız çoktandır olanların, farkındayız inan…

* * *

Baktığınız zaman geleneklerimizde ve inancımızda hediyeleşme geleneğinin önemine ve hatta gerekliliğine dair pek çok örneğe rastlamak mümkün olsa da, günümüzde bu olgunun gerçek manasından uzaklaştığını ve anlam derinliğini ne yazık ki kaybettiğini hep birlikte görmekteyiz.

Günümüzde maruz kaldığımız bu dayatmacı sistemin o karşı konulamaz baskısı beraberinde hayatımıza giren ve adeta toplu bir ritüele dönüştürülmüş olan bu zorunlu 14 Şubat geleneği ise, algıda seçicilik kabiliyeti gelişmiş, sorgulama yeteneği yüksek kimseler tarafından benimsenmemekle birlikte, aynı zamanda bir komedi niteliği de taşımaktadır.

Adına Aşk dediğimiz bu şey; sadece ve sadece Rabbimizin şahitlik ettiği iki kişilik bir duygu durumu ise, bunun aynı zamanda sadece o kişilere ait olan anları da yine kendi bünyesinde barındırması gerekmiyor mu sizce de? Herkes gibi olanın nasıl ki bir kıymeti yoksa herkesle (Tüm dünya ile) aynı anda olanında anlamlı olmaması gerekiyor doğal olarak…

Tabi maliyeti yüksek harcamaları bir zafer olarak görenlerin muhabbete dair bilmedikleri şeylerin çokluğunu da gösteriyor bu durum aynı zamanda bizlere. Oysa, sevme duygusunun temelinde yatan asıl şey, alma değil tam tersi verme eylemidir. Beklentisizlik ve muhafaza, tüm sıfatlardan arınıp sıfırlanma, hatta hiç olabilme hali değil midir işin gerçeği?

* * *

Peki siz hiç Kimya Hatun’un Şems’e olan muhabbetinde, dünyaya dair maddesel bir isteğe rastladınız mı meselâ? Rastlayamazsınız! Çünkü, kavuşamama neticesinde o sonsuz özlemin verdiği çaresizlik içeresinde dahi, yine de incelikten başka hiçbir his barındırmaz Kimya'nın, Şems'e olan o derin duygusu.

Günümüz şartlarında ne Şems'e ne de onun Kimya'sına rast gelmek zor olsa da, yine de yapabileceğimiz bir şeyler olmalı biraz duygu ve biraz da incelik adına… Kıymetinizi hissetmek adına illa da bir şey istiyorsanız hâlâ, bence en eşsiz olanı istemelisiniz; bir dua isteyin meselâ! Tam da bu günlere yakışan…

Olmadı mı? Bir şiir isteyin. Yazmasa da olur! İçinde sizi anlatıyor olması yetmez mi? Ya da bir şarkı. Hatta sizi düşünerek şekil bulmuş bir taş ya da bir ağaç parçası olsun, farkeder mi?

Şimdi bize asıl gereken;

Hissettiğimiz o derinlik ve samimiyet algısının yüreklerimize de rehberlik etmekte olduğunu ve ona inanmamız gerektiğini bilmektir. 

Anlayacağınız… Mesele ne pahalı mücevher ne de samimiyetsiz alınmış bir demet çiçekte…

Asıl sır; yüreğinden tutabildiğiniz o her kim ise, onunla birlikte   samanlığı dahi seyran edebilmekte…

 
Etiketler: ŞUBAT'IN, ANLAMSIZ, ON, DÖRDÜNE,
Yorumlar
Haber Yazılımı